ÖZGEÇMİŞZİYARETÇİ DEFTERİİLETİŞİM
Ana Sayfa
BİLGİ ÇAĞINA GİRERKEN ÜLKEMİZDE MESLEKİ TEKNİK EĞİTİM, SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Çağdaş dünyada, ortaöğretim sistemi “genel” ve “mesleki teknik eğitim” şeklinde düzenlenmiş, bunun yaklaşık olarak % 30 unu genel lise, % 70 ni de mesleki teknik eğitim oluşturacak şekilde hedef konulmuş, bu her iki kesimin de fonksiyonları belirlenmiş, sonra da bu hedefe ulaşmak amacıyla, bu kesimlerin hem süreci, hem de sonucu cazip hale getirilmiştir. Böylece hem genel liselere ve onun ileri aşaması olan fakültelere yönelenler rahatlamış, hem de mesleki teknik eğitim ve onun ileri aşaması olan “sanayi, hizmet ve bilişim sektörleri” kalifiye ara eleman ihtiyacını karşılama imkanı bulmuştur. Bunun sonucu olarak da o dünyada üniversite ve teknoloji enstitüleri rahatlıkla fonksiyonlarını icra edebilmişler, sanayi, hizmet ve bilişim sektörleri, söz konusu kalifiye ara elemanlarla kaliteli üretim ve gelişme kaydetmişler, bazı istisnalar hariç, insanlar kendilerine uygun iş bulmuşlar, o ülkeler de gelişmişlerdir.

Devamı...
 
EĞİTİMDE KAMU, ÖZEL SEKTÖR VE GÖNÜLLÜ KURULUŞLARIN YERİ
Sosyal, siyasi, ekonomik ve reformist gibi çeşitli sebeplerden dolayı, liberal görüşlerin karşıtlığı anlamında devletçi anlayış, bizim uzak ve yakın tarihimizde esas olmuştur. Bundan dolayı da insanlar devleti totaliter bir yapıda tanımlamışlar ve her şeyi de devletten bekler duruma gelmişlerdir. Hâlbuki bugün çağdaş dünya ile bütünleşen Ülkemiz aydınları, bir yandan devleti yeniden tanımlarken, bir yandan da bu yeni tanıma uygun olarak devletin görev ve sorumluluklarını yeniden belirlemektedirler. Bu yeni anlayışa göre devlet, adem-i merkeziyetçi olarak, hukuk devleti, katalizör devlet, anayasal devlet, hakem devlet vb. gibi tanımlarla anılıyor. Klasik devlet anlayışının ve dolayısıyla Ülkemiz yönetiminin mevcut olan sorunlarının başında “merkeziyetçilik” ve “bürokratizm” gelmektedir. Bu iki hastalık birçok problemin de doğmasına sebep olmaktadır. Bunların ilacı (panzehiri) ise, çağdaş devlet anlayışında olduğu gibi, kamunun yetki ve sorumluluklarıyla, üreteceği mal ve hizmetlerin, büyük ölçüde “yerelleştirme”, “özelleştirme” ve “gönüllüleştirme” yoluyla, yerel ve merkezi yönetimlerle özel sektör ve gönüllü kuruluşlar arasında bölüştürmektir. Bu çerçevede, merkezi yönetimin, diğer bir deyişle yeni anlayışta devletin genel olarak aşağıdaki hizmetlerden şu şekilde sorumlu olması gerektiği düşünülmektedir. Bunların bir kısmını şöyle belirleyebiliriz:
Devamı...
 
2. Bölüm: Türk Milli Eğitiminin Sorunları ve Çözüm Önerileri

1- MİLLİ EĞİTİM SİSTEMİMİZİN BUGÜNKÜ DURUMU YA DA SORUNLARI:

     Milli eğitim sistemimize bir bütün olarak baktığımızda, pek çok problemin şu anda eğitimimize hakim olduğunu görürüz. Yani eğitim bir bakıma başta da arz etmeye çalıştığım gibi, bütün alanlardaki problemleri çözmek için kurulmuş bir sistem ve bu sistemde, toplumun diğer alanlarındaki  problemleri çözecek insanların yetiştirilmesi asıl maksat iken, maalesef bizim ülkemizde eğitim kendi başına bir problem olmuştur. Artık eğitim kendi sorunlarının çözülmesini beklemektir. Kendisi problemler yumağı içinde, bu problemlerden kurtulmayı beklemektedir.
Milli eğitim sistemimizin problemlerine bir bütün halinde baktığımızda, onları iki grupta toplayabiliriz. Bunlar:

a- Temel problemler veya problem doğuran problemler de diyebiliriz. Onları birazdan inceleyeceğiz. 

b- ikincil derecedeki problemler: bunlar, “problem doğuran problemlerin” doğurduğu, ortaya çıkardığı problemler oluyor. 
     Şimdi ikinci derecede problemler olarak saydığım ve bizzat yaşadığımız problemlerden bir kaçını arz edecek olursak: 

1- Eğitim ortamlarının olumsuzluğu ya da araç-gereç ve ders materyallerinin eksikliği veya yetersizliği,

2- Öğretmen yetiştirilmesi, istihdamı ve şu an karşılaştığı problemler,

3- Öğretmen eksikliği, bina eksikliği, Bugün ülkemizde yaklaşık 45000 tane  ilk öğretim okulu var. Bunların 15000 tanesi tek dersliklidir. Yani bir odası ve bir sınıfı var. Bu ilk öğretim okuludur. Bir o kadar da iki odalı, eskiden 5 sınıf bir arada okuyordu, şimdi 8 sınıf bir arada okuyacak. Ülkemizin yine yaklaşık 15000 okulunda bir öğretmen var. Öğretmen bulunmayan binlerce okul da var tabii. İki öğretmenin bulunduğu üç öğretmenin bulunduğu okullar var. Önceden bir öğretmen birinci sınıftan başlayıp son sınıfa kadar dersleri verebiliyordu. İlk okul öğretmenleri böyle hazırlanmışlardır. Ama şimdi ilköğretim 8 yıl olunca branş öğretmeni lazım, matematik öğretmeni lazım, fizik, resim, müzik, din kültürü ahlak bilgisi yani her branştan öğretmen lazım. Bu branşlarda öğretmen olmadığı için bunların hepsine de yine bir öğretmen derse giriyor.

Devamı...
 

Bülten

Sitemizdeki yeniliklerden ve aylık yayınlanan bültenimizden haberdar olmak istiyorsanız mail adresinizi listemize ekleyebilirsiniz.

İsim:

Email:

Listeye Ekle Listeden Çıkar

Özyılmaz Tv